Sarı Oda Güzellemeleri #1 – Melanous

Hafızamın yavaşça bulanıklaştığını hissediyorum. Tüm bu bulanıklığı ‘Eh, ihtiyarladık artık’ naifliği ile geçiştirsem de, bundan fazlası olduğunu seziyorum. İnsan ne kadar yaşlanırsa yaşlansın kızının ismini unutmaz. Ben unutuyorum.

Yaşlılık o koca burnuma pek uğramamış olsa gerek ki, yavrum-kuzum’un kokusunu hala alnıma yakın bir yerlerde hissederim. Okulunun ilk günü yanıma sokulmuştu. Banyodan yeni çıkmıştı. Yanakları al al olmuş, saçları bir şampuanın kokamayacağı kadar güzel kokuyordu. Ah size o kokuyu anlatabilsem! Parmakları buruş buruş olmuştu, görmeliydiniz. Koca gözleri nasıl da heyecanlıydı.

Ama size anlatmak istediğim, daha doğrusu unutmaktan korkup başka bahaneler altında yazıya dökeceğim anılar bundan çok daha önceki bir vakitte ikamet ettiğim sarı bir odaya ait. Gevezeliğimi mazur görün, anlattıklarımla insanların canını sıktığımı anladığımdan beridir fazla konuşmamaya özen gösteriyorum. Aklım başıma geleli beri, güneşin dünya etrafında kaç kere döndüğünü bir nefeste sayamam. Kızım bu söylediğimi duysa sebebini yaşıma değil de yarım asırdır içtiğim tütüne bağlardı eminim. Çok sevdiğim bir kısmı tütünden sararmış bıyıklarımı kızımın rahatsızlığını farkettiğimde kesmiştim. Tütünü bıraksam nasıl da mutlu olurdu. Kocasına bıraktırmıştı bir türlü tütünü de bir bana bıraktıramamıştı. Mıymıntı kocasını da oldum olası sevmedim. Kimseye zararı dokunmayacak bir adamdır, ne bir saygısızlığını gördüm şimdiye kadar, ne de dengesiz bir hareketini. Ama sevmiyorum hergeleyi. Kızım terstir biraz, laf söylemeye çekinirim, ama hakkını vermeliyim hergelenin; bana da pek malzeme verdiği söylenemez! Bizim hanım, toprağı bol olsun, nasıl da çekiştirirdi ama herifçioğlunu! Şakalaşır sanırken öyle güzel laflar söylerdi ki, içimdeki hasetim yerinde duramazdı heyecandan. Onun laf söylemesi için bir bahane bulmasına gerek olmamıştır hiç. Sorsanız ne çok yanlışınızı söylerdi! Sormasanız da söylerdi. Ama kızgınlığı kibrit alevi diye tabir ederler ya, aynen öyleydi. Kızdıktan sonra vicdan yapar, gönlümüzü alırdı her seferinde. Öyle ki, kimi zaman kızgınlığı bana mutluluk verirdi, hemen sonrasında sakinleştikten sonraki sevimliliğini görmeliydiniz. Bana karşı hep kozları vardı, ufak bir tartışmada öne sürmek üzere eteklerine sıkıştırmış olurdu. Örneğin, yıllar evvelinde bir zaman öncesinde birlikte bir gitmeye niyetlendiğimiz ama son dakikada çıkan işlerim sebebiyle gidemeyişimiz favori kozlarından birisiydi. Ya da mesela günlerden bir gün,  tatil planın iptal olduğunu öğrenince gözleri dolmuştu ama pek buna bozulduğunu göstermek istemez bir haldeydi. Ama o denli bir kırgınlıktan sonra, mutlaka başka bir şeye kızardı. Genelde saçma sapan şeylere kızardı. Eh, saçma şeylere karşı tahammülüm o zamanlar da yoktu. Şimdi de yok, ama şimdi bana saçma gelen şeyler iyice fazlalaştı. Valhasılı kelam, bu saçma kızgınlığından sonra ben de bir sebep bulup kızmıştım. Ne için kızdığımı hatırlamıyorum. Evden çıkıp gitmişti. Dur demeyişim onu nasıl kızdırdıysa artık, son zamanlarında bile kafama kakar dururdu.

Laf lafı açıyor evladım, pek çok şey unutuluyor. Siz yine de dolu dolu yaşamaya bakın günleri.

Reklamlar

“Sarı Oda Güzellemeleri #1 – Melanous” için bir yorum

De ki işte:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s