Melanous – Hiç Binmediği Trenlerle Uzak Diyarlara Gitmenin Hayalini Kuran Adamın Öyküsü

Hiç binmediği trenlerle uzak diyarlara gitmenin hayalini kuran adamın öyküsüdür bu. Hem de evindeki koltuğundan kalkmaya mecali olmayan bir adamın.

Okuduğu kitaplardan tutun da yaptığı işlere kadar, yolun yarısında tükenen bir adamın hikayesidir. Nereye gideceğini bilmediği trenlere binme hayali dahi yolun yarısında tükeniverir. Çok bilmiş bir şekilde ‘nereye gideceğinin önemi yoktur, mühim olan hareket halinde olmakdır’ diyen bu adamın kendi çok bilmiş tavrına tezat bir şekilde anlık suskunluğunun hikayesidir.

Keza aynı insanın yazmayı düşlediği hikayesinden vazgeçip, o hikayeyi yaşamasının öyküsüdür. İşin aslı ortada bir vazgeçiş de yoktur ya, sadece rüzgar o yöne esmiştir.

Oysa hikayesindeki adama ne kadar acıyarak bakardı, kurgusunun sağlam bir imgeye dayalı olmasını ve öyküdeki farklı katmanların uyum içindeki birlikteliğini takdir ettiği bu öyküyü yaşaması yazmasından daha kolaydı zira rüzgar o yöne esmişti.

Uçurtma misali başıboş dolanmak isteyen bu adamın rüzgara karşı bu denli zayıf kalmasını yadırgamayın lütfen. Uçurtma olmanın da kötü tarafları vardır kendince.

Söz konusu hikayenin planlandığı şekilde adamın önüne geliyor oluşunu bir takım terimler ve ünlü bilim adamlarının savları ile yahut içinde kader kelimesi geçen cümleler ile açıklamak mümkünse de, ben açıklamamayı yeğlerim.

Zengin mahallesinin kenar köşesinde kalmış bir kafede gün yaparcasına toplaşmış entelektüel teyzelerin bu adamın hikayesine bakarak kurgusunu ve katmanlarını içinde  ’postmodern’ geçen kelimelerle övmelerini duysaydı  ”dağılın! kukla oynatmıyoruz burda, acı çekiyoruz!” derdi herhalde.

Acı çekmek dediysem, kahramanımızın kolunu yatağının kenarındaki pencereye vurduktan sonraki hislerini kastetmiyorum. İçinde ‘yalnızlık, ölüm, para’ geçen cümlelerle açıklayamayacağım bu duygu gri renktedir. Çiçekçiden aldığınız çiçeklerin üzerine sıkılan parfüm gibi kokmaktadır. Ve üçgen deseniz değil, kare deseniz hiç değil, iç açıları toplamı karmaşık bir sayı olan garip bir geometriye sahiptir. Eskaza yere düşürürseniz şekli bir miktar değişir. Ya da eskaza güneş açarsa, şekli bir miktar değişir.

Eninde sonunda esas şekline, kokusuna ve de rengine geri döner. Öyle inatçı bir lekedir.

Ama burada sizlere bu lekeden bahsedecek değilim.

Reklamlar

De ki işte:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s