Yaşamaya Dair – Melanous

Yaşamaya dair açıklayacak çok şeyim varsa ve basit bir şekilde açıklayamıyorsam bir yerlerde hata yapıyorum diye düşünürüm. Bunu aldığım mühendislik eğitiminin ardından kesin olarak söyleyebilirim. Şunca yıl üzerinde çalıştığım alandaki sorulara/sorunlara getirilen doğal, basit çözümlere duyduğum hayranlık neticesinde akademik hayata ilk adımımı atmış bulunmaktayım. Attığım bütün adımlar gibi bu da sonrası pek fazla düşünülmeyerek, rüzgarın yönü ile düşüncelerimin yönünün uyuşmasına göre atılmıştır. İlerde değişecektir muhtemelen, neticesinde hala bütün mümkünlerin kıyısındayım. Konuyu daha fazla saptırmadan söyleyeğime geçecek olursam, bir soruya verdiğimiz cevap ne kadar sade ve basit ise o derece zekice ve isabetlidir diye düşünmekteyim. Yani, yaşamaya dair söyleyemeye niyetlendiğim sayfalarda düşünce işin aslında sorunu iyi anlayamayışımdan ve dahi cevabımın yeterince zekice olmadığından kaynaklıdır. Bu noktada soruyu daha anlaşılmaz, cevabı basitlikten uzaklaştıran nedir diye düşünebilirsiniz(hatta düşününüz zira cevaplar hazırladım.).

Bir soruyu çözmenin aslında sorunun çözümünün ne denli kolay olduğunu anlamaktan geçtiğine inanıyorum. Zor olan şey, bize karmaşık gelen durumların basitliğini anlayabilmektir. Üzerinde çalışmakta olduğum alanda sorulara ve cevaplara yaklaşımım bu şekildedir. Gerçek hayatta durum biraz daha kompleksleşmekle beraber yaklaşımımın yine de doğru olacağını düşünüyorum.

İşinin ehli, saygı duyduğum bir hocam şöyle demişti bir derste: “Real world is absurtly complex.

Pek hoşuma gitmekte bu laf.

Velhasılı kelam bilimin anlamakta zorlandığı derecede karmaşık bir yapıya sahip olan yaşamımıza dair her geçen gün bilim bir miktar daha fazla şey anlayadursun, pek sevdiğim bir şair yaşamak sorununa son derece sade ve basit bir öneri sunuyor:

“Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından. “

Reklamlar

“Yaşamaya Dair – Melanous” için bir yorum

De ki işte:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s