Oğuz Hakkında – Melanous

Oğuz‘u mutlaka bilmelisiniz. Sizlere O’nu bildirmek üzere varım ben. Tüm bu kargaşanın içerisinde bu küçük meseleyi kendime iş edinerek gözlerimi kapatıyorum. Bu ufak yaşantıyı olabildiğince alengirli bir şekilde anlatarak kendi yaşantımın da değerli olabileceği umudunu taşıyorum. Samimiyetimden şüphe etmemenizi isteyecek kadar ileriye gitmeyeceğim. Zira bu yaşantıyı anlatılmaya değer kılmak için elimden geleni ardıma koymayacağım. Kantarın topuzunu kaçırarak bir kahraman oluşturma niyetinde değilim. (Oğuz’dan bahsetmek için yazmaya başladığım bu kelimeler dizisinde şu ana kadar O’ndan -henüz- bahsetmeyişim dahi başka niyetlerim olduğunu açığa vuruyor. )

İyi yürekli ve biraz da ahmakça bir insandır bana kalırsa Oğuz. Hiçbir tuhaflığı, kendine özgü bir düşüncesi yahut herhangi bir konuda yeteneği olmayan, eli ayağı düzgün bir insan. Elini attığı işlerde ve uğraşlarda zora gelince -bir sebeple- geri çekilen, belki de tüm uğraşlarında iyi işler çıkarabilecekken bu geri çekilmelerinin ve kararsızlıklarının gölgesinde yaşamaya kendini alıştırmış, sıradanlığını kabul etmemekle birlikte kendisine bir çıkış yolu aramayı o yollardan birisinden gitmekten ön planda tutan bir insandır Oğuz. Bir çoğunluğa ait olmaya karşı bünyesi tepki vermese, yahut bir yol tutturmak konusunda bu kadar basiretsiz olmasa bana anlatacak pek bir şey kalmazdı sanırım. Tüm bu azınlığı içerisinde kendisinin düşünmekten hoşlandığı konular hakkındaki okuduğu kitaplardan edindiği bilgileri bu denli kesin bir şekilde savunmasını anlayışla karşılıyorum. Konular ve olaylar hakkında söyleyecek sözlerinin halihazırlığı veya çoğunluğun kesin hüküm verdiği konulara muğlak yaklaşımı kendisinin belirli konular hakkındaki görüşlerini insanların kolayca hatırlayacağı bir isim altında toplamayışı ile birleşince diğer insanların Oğuz’u anlamasını çaba gerektiren bir hale sokuyor ve dolayısıyla kendisine tuhaf bir hava katıyordu.

Oğuz için zaman geçtikçe hayalini kurduğu konularda büyük işler çıkaracağını düşünmekten daha kolay bir şey yoktur. Yüreği baştan sonra özgün olmak ile dolu bu delikanlı özgünlüğünden ve başaracağı şeylerden sorgusuz-sualsiz emin olsa dahi, zaman zaman içini yeyip duran bir kuşku kurtçuğunun ortaya çıkmasını engelleyemez. Ya küçük bir talihsizlik hedefinden saptırmıştır onu, yahut henüz vakti gelmemiştir. Kendisini gerçekliğe teslim etmeye yaklaştığı anlarda kibri onu bu kirli sulardan korur ve kendi güvenli limanından demir almasını engeller. Neyi başaracağını ah bir bilse, bir karar verse! O vakit bir Dostoyevski ya da Alan Turing olabilirdi. (Neden olmasındı?) Bu tip insanların temel sorunu da neyi keşfedeceklerini, ömürlerini neye adayacaklarını bilemeyişleridir bir ölçüde.

Tüm bu kararsızlıkları, kibri, tutkuları, iyi niyeti ve budalalığı ile Oğuz, daha hakkında pek çok şey söyleyeceğim bir insandır. Onun henüz ortaya çıkmamış dehasına olan saygım nedeniyle tüm bunları anlatmayı kendime borç biliyorum.

Ara sıra karşınıza çıkacağım.

Reklamlar

De ki işte:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s