Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir – Edip Cansever

Tomris Uyar’a

ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yaraşırsa ancak monet’nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

yok bir yanıtın nereye diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler’den hisar’a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.

mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar’dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.

Edip Cansever

Reklamlar

“Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir – Edip Cansever” için 2 yorum

  1. En sevdiklerimden… Teşekkürler..
    Cansever’in yeri hep çok ayrı..
    Yine de bu şiirle birlikte aklıma hep Turgut Uyar’ın;

    seni sonsuz biçiminde buldum o biçimi almıştın
    sandviçlerle, kötü şehirle, terle başbaşa kalmıştın

    yürüdü üstüne herkesin neonu, herkesin babaannesi
    herkesin en eski olan kökü, en eski hanesi

    yeşili bozup suya çevirdin, akşamı sonsuz uzattın
    ne buldunsa o akşama uygun, ne buldunsa ona kattın

    perdeler uzundu, rüzgar kısa, masalar üç bacaklı
    masalar dört bacaklı, rüzgarlar uzun, perdeleri kısalttın

    sen bir atmacanın en uzun çığlığısın her tür gökte
    göğü büyüttün, otobüsleri aldın, şehirleri ufalttın

    yıkılan bir kedi bir süre olarak doldurur sesini
    seversin bir kanaryanın sesinden çok kendisini

    denizi ve ormanı, açlığı ve başkaldırmayı ayırmadın
    bırakılmış bir köşebaşının en güzel tanımıdır adın

    seversin diye söylerim her şeyi, sana uygun olsun
    çünkü her şeyin birbirine uygununu sen bulursun

    gel ellerini ver en güzel ellerini öyle
    ruhum, ateş yüreğim, kokum, birlikte öyle

    dizeleri gelir..

    Beğen

De ki işte:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s